GÜNCEL HABER
Tarih: 15.1.2022
Görüntülenme: 169
Haberi Yazdır
İSLAMİ TİCARETTE HARAMLAR


            Dinimizde kazanç yollarından biri de ticarettir. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşılması, gemilerle seyahat edilmesi tavsiye olunmuş; böylece iç ve dış ticaret teşvik edilmiştir. Rûm suresi, 46. ayette buyurulur ki; ”Size rahmetinden tattırsın, emriyle gemiler yüzsün, fazlından (nasibinizi) arayasınız ve şükredesiniz diye (hayat ve bereket) müjdecileri olarak rüzgârları göndermesi de Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. Haccın hikmetleri arasında, "Menfaatlerini görmek ve elde etmeyi" de zikrederek, Müslümanları yılda bir defa bir araya geldikleri hac mevsiminde ibâdet vazifelerini ifanın yanı sıra ticarî münasebetlerini de geliştirmeye teşvik etmiştir. Asr-ı saadette, Müslümanlar hac mevsiminde ticaretten çekinir, bu hâlin hâlis niyetlerini ve sâfi ubûdiyetlerini bulandırmasından korkarlardı. Bunun üzerine Allah: "Rabbınızdan lütuf ve refah istemenizde bir günah yoktur" (Bakara, 198) âyetini indirerek bu anlayışı ortadan kaldırmıştır. ”(Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizden gelecek bir lütfu  (kazancı) aranızda size her hangi bir günah yoktur.” Kur'ân-ı Kerîm, örnek Müslüman tüccarları "Ticaretin ve alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymadığı kişiler" (Nûr suresi, 37. ayet) olarak tavsif buyurmuştur. Demek ki örnek müslüman şahsiyet, dünyayı, çalışmayı terk ederek kendini sadece âhirete veren, ibadetle meşgul olan kişi değildir. Ticaret ve alış-veriş ile meşgul olduğu, dünya işlerini yerine getirdiği halde, dinî vazifelerini de aksatmayan, ibadetlerini eksiksiz yapan kimsedir. Kur'an nazarında ticaretin ve alış-verişin ne derece meşrû ve mübah olduğuna, bu delil yeterlidir. 

            Hz.Peygamberimiz (sav) Efendimiz, sözleri, fiilleri ve takrirleriyle daima ticareti teşvik etmiş, onu övmüştür. O'nun ticaretle ilgili hikmetli sözlerinden bâzıları şunlardır: "Güvenilir, dürüst tüccar, kıyâmet gününde şehidlerle beraberdir." "Güvenilir ve dürüst tüccar peygamberler, sıddıklar ve şehidlerle beraberdir..." Rasûlüllah'ın doğru ve güvenilir ticaret adamını mücahid ve Allah yolunda şehid derecesine çıkarmasında hayret edilecek bir cihet yoktur. Çünkü cemiyetlerin ayakta durmasında iktisadî hayatın istikrarı, ticarî münasebetlerin sağlam ve âhenkli şekilde cereyanı, vatan müdafaası kadar önemlidir. Yani bir milletin hayatiyetini devam ettirebilmesi, askerî cihad yanında iktisadî cihada da bağlıdır. Bilhassa günümüzde iktisadî alandaki cihad, askerî sahadaki cihadın çok üstüne çıkmıştır. Diğer taraftan ticaretteki büyük kazanç; insanı hırsa, hangi yoldan olursa olsun devamlı kâr etmeye sürükler. Bu durumda, içindeki çok kazanma hırsını frenleyerek, kendisine güveni kötüye kullanmayan, dürüstlükten ayrılmayan tüccarlar, nefisleriyle yaptıkları büyük bir cihadı kazanmış, mücahidler arasına katılmış sayılırlar. Resûlüllah'ın (sav) Sahâbîleri arasında san'atkâr, çiftçi ve diğer kazanç yollarıyla meşgul olan kimseler yanısıra tüccarlar da vardı. Umumiyetle Ensar, bahçe ve tarlalarda, çiftçilikle; Muhâcirler de çarşı ve pazarlarda ticaretle uğraşırlardı. Hz. Ebu Bekir, Abdurrahman bin Avf, Hz. Ömer ve Hz. Osman gibi Cennetlik sahâbîlerin de ticaretle geçimlerini kazandıkları göz önüne alınırsa, ticaretin İslâm'daki yeri ve önemi daha iyi kavranabilir.

            İslâm'da ticaret teşvik edilmekle beraber, başıboş da bırakılmamış, ahlâkî, içtimaî sahalarda zararlı olmaması için gereken her türlü tedbirler alınmış, çeşitli sınırlamalar getirilmiştir. Şöyle ki: 1. İslâm'ın kullanılmasını yasakladığı şeylerin ticareti de yasak ve haramdır. İçki, uyuşturucu madde, domuz, müstehcen eşya ve resimlerin ticareti gibi... 2. İslâm'ın mübah saydığı şeylerin ticaretinin helâl olabilmesi için ise, ticaret muamelesine, yalan, aldatma, faiz, hile, ihtikâr, fahiş kazanç gibi, gayr-i meşru davranışlar karıştırılmamalıdır. Karıştırıldığı takdirde ticaret mübah olmaktan çıkar, haram olur. Peygamberimiz bir hadîs-i şeriflerinde ticaret erbâbını şu şekilde îkaz buyurmuşlardır: "Tâcirler, kıyamet günü fâcirler (günahkârlar) olarak diriltilirler. Ancak Allah'tan korkan, iyilik ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesna..."

            İslam toplumunda karaborsa /ihtikar, fırsatçılık ve tefecilik haramdır. Karaborsa, bir malın fiyatının artması için piyasadan çekilmesi, stok edilmesi, satılmaması ve fiyatı artınca satılmasıdır. Ticarette normal elde edilen kâr helâldir. Fakat ticaretin gayesi, her ne pahasına olursa olsun kâr, hele aşırı kâr elde etmek değildir. İslâm'ın haram kıldığı aşırı kâr yollarından biri de karaborsadır. Karaborsanın insanlara pek çok zararı vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Piyasada sun'î darlık meydana getirmek, tüketimi sun'î olarak artırmak, fazla fiyatla tüketicinin mağdur edilmesi, alıcı-satıcı arasındaki itimat, iyi niyet, sevgi ve saygının ortadan kalkması... Birkaç kişinin aşırı para kazanması için buna başvurması, günah sayılmıştır. Peygamberimiz (sav) karaborsacıyı şöyle tehdit eder: "Pazara mal getiren rızıklandırılmış; ihtikar (stok ve karaborsa) yapan lânetlenmiştir."        İhtikar dînen haramdır. Çiftçinin ürettiği malı bekletmesi ise ihtikar değildir. Çiftçi emeğini değerlendirmek için bekletebilir. Fakat o mala aşırı bir ihtiyaç duyulursa piyasaya sürmesi gerekir. Dolayısıyla piyasada mal az diye fiyat yükseltemek, yani fırsatçılık haramdır. Fıkıhtan örnek vereyim: Başka bir memlekete gittiniz, sizin yabancı olduğunuzu anlayan su satıcısı 1 liralık suya 2 lira dedi. Paranız var, hiç sorun değil, alabilirsiniz. Ama Hanefi alimleri diyor ki: “Alma, teyemmüm yap, adam haksız kazanç yapmasın.” Görüyor musunuz, inceliği? Çok düşük fiyatla satmak da caiz değil. Çünkü, büyük para patronları, maliyetinden aşağı satarak rakibini, küçük esnafı çökertir; sonra meydan kendine kalınca da 10 misline satar.

            Fatih Mehmet Sultan, İstanbul'u fethetmiş, Konstantinapolis=İstanbul olmuş, düzen kurulmuş. Sultan bir gün yiyecek maddelerinin kalitesini ve narh (fiyat) durumunu kontrol etmek gayesiyle kıyafet değiştirip erken satte çarşıya çıkmış. Bir dükkana girip selam verdik ten sonra; “yarım batman yağ, yarım batman peynir ve yarım batman bal veriniz!” der. Dükkan sahibi yarım batman yağı tartıp parasını hesap ettikten sonra; “Ağam, sair isteklerinizi de karşı komşudan alınız. Zira onun malı hem daha yeğdir, hem de siftah etmedi” der. Padişah ikinci dükkana varıp oradan da yarım batman peynir alınca, bu dükkan sahibi de; “Allah'a şükürler olsun siftahımı ettim. Hem de çocuklarımın nafakasını çıkardım. Bundan sonrası kârdır. Diğer isteklerinizi de komşumdan alınız. O daha siftah etmedi” deyince, Fatih Sultan Mehmed Han; bu milletteki ahlâkî istikamet yok mu, ona dünyaları fethettirir. Milletin ahlâk-ı sâfiyetine halel getirenleri Allah kahretsin” der. İşte Müslümanların ahlaki seciyesi buydu...

Riba ve Tefecilik

            Faiz: İki mal birbiri ile değiştirilirken; bir taraftan bedele mukabil olmaksızın verilen fazlalıktır. Riba ve Faizin her ikisi de birbirinin anlamını kapsayacak şekilde ve sermayenin üstünden veya üzerinden ödenen (veya alınan) fazlalık veya ilave için kullanılır. İslam, faiz veya tefecilik arasında hiçbir ayırım yapmaksızın, çok geniş manası olan ve faiz ve tefeciliğin her ikisini de kapsayan ribayı yasaklar. Böylece bugünkü banka faizi riba tanımı içine girer.

İslâm'da Faizin Yasaklanması

            Rûm sûresi'nin 39. âyette Cenab-ı Allah buyurur ki: "İnsanların malları içinde artsın diye verdiğimiz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz, fakat Allah rızasını dileyerek verebildiğiniz herhangi bir sadaka böyle değildir. İşte onlar sevablarını kat kat artıranlardır." Faiz görünüşte artımdır, ama bu rakamsal olarak artıyor; bereket ise gidiyor... Zekat ve hayır/hasenatta ise tam tersi: azalıyor gibi görünüyor, halbu ki artıyor.“Allah, faiz kazancını eksiltir, sadakaları ise bereketlendirir. Allah nankörlük eden hiçbir günahkârı sevmez.” Peygamberimiz (sav) Miladi 61, hicri 63 sene yaşadı. Fatih 21 yaşında İstanbul'u fethederek dünyanın gidişatını değiştirdi. Allah ömre bereket verirse böyle olur. Mal ve para da böyle... Bereketli para ile çok iş yaparsın, bereketsiz para/mal ise HAYY'dan gelir HUU'ya gider. Faiz konusunda şu iki ayet çok dehşet verici: "Faiz yiyenler, mahşerde ancak Şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların "alış-veriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa, Allah alış-verişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Artık kime Rabbından bir öğüt gelir de faizcilikten vazgeçerse, geçmişi kendisinedir, onun işi (bağışlanması) Allah'a aittir. Kim de faizciliğe dönerse, işte onlar Cehennemliktir ve orada ebedi kalacaklardır.” “Ey inananlar! Allah'tan korkun; eğer inanıyorsanız, faizden artakalan kısmı bırakın.” “Şâyet böyle yapmayacak olursanız, bunun Allah ve Rasûlüne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe eder de (faizden vazgeçerseniz), sermayeleriniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” Hatta, faiz var mı, haram olur mu gibi şüphe ettiğimiz durumlar da bile kaçınacağız. Efendimiz (sav) buyuruyor ki: "Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa dinini ve ırzını korumuş olur; kim de şüpheli şeylere dalarsa sonunda harama düşer." Faizcilik, bu bakımdan en büyük günahlardandır. Kur'ân-ı Kerîm'de faizcilik Allah ve Rasûlüne karşı savaş olarak nitelenmiş, hiç bir haram için böylesine tehditkâr bir ifade kullanılmamıştır.

            Rasûlüllah Efendimiz de, "Toplumu helâkete sürükleyen şu 7 şeyden sakınınız. Bunlar da:

1 - Şirk (Allah'a ortak koşmak). 

2 - Sihir yapmak. 

3 - Savaş ve kısas gibi meşru' bir sebeb olmadan adam öldürmek. 

4 - Faiz almak. 

5 - Yetim malı yemek. 

6 - Savaşta düşmandan kaçmak. 

7 - İffetli kadınlara iftira etmektir" buyurmuştur.

 

İslâm'ın Yasakladığı Diğer San'at ve Kazanç Yolları

            İslâm, cem'iyetin inanç ve ahlâkına, örf ve âdâb kaidelerine zararlı olan kazanç yollarını, san'at ve meslek kollarını yasaklamış, o yoldan kazanç te'min etmeyi haram saymıştır. İslâmın haram saydığı meslek ve san'at dalları şunlardır: Fuhuş: İslâm, fuhuş ve zinayı bütün şekilleriyle haram kılmıştır. Müslüman kadın ve erkek, cinsî tahrik için yapılan resimlere, çekilen fotoğraflara modellik yapamaz. Zina yaptırılan açık veya gizli iş yerlerinde çalışamaz. Fuhuş yapamadığı gibi yapılmasına da hiçbir şekilde sebeb ve vasıta olamaz. Zinaya müstenid kazanç getiren bütün iş kolları müslümana haramdır. Cinsî duyguları tahrik eden oyun ve san'atlar: İslâmiyet, kadın-erkek ilişkilerini sınırsız serbest bırakmayarak belli kaidelerle hudutlandırmış, haram-helâl tasnifine tâbi tutmuştur. Bu sınırları çiğneyen ve şehevî duyguları tahrik ederek inanç ve ahlâkın zayıflamasına yol açan her türlü iş, meslek ve san'atlar haram çerçevesi içinde yer almıştır. Dans, bale, müstehcen temsil ve oyunlar burada örnek olarak zikredilebilir. İçki ve uyuşturucu madde yapım ve satımı da İslam dininde haramdır.
İLGİLİ RESİMLER
ÇAYIRALAN HABER 2021 Tüm Hakları Saklıdır
Çayıralan HABER, Doğru ve İlkeli Haber ,Telefon: 0 542 310 6158, Reklam ve Tüm İlanlarınız için, www.cayiralanhaber.com